Game of Thrones – Dizi İncelemesi

Game of Thrones aslında Georger R. R. Martin‘in yazdığı ve hatta hala yazmaya devam ettiği Buz ve Ateşin Şarkısı adlı, 7 seri olması beklenen ve 5 tanesinin yayımlandığı bir kitap serisi.

Martin abimiz ilk kitabını 1996 yılında Taht Oyunları adıyla yayımlıyor ve şuan için son kitabı yani 5.kitabı da 2011 de Ejderhaların Dansı adıyla yayımladı. 6. kitap ise Kış Rüzgarları adıyla halen yazım aşamasında. Buradan anlıyoruz ki dizi ve kitap eş zamanlı olarak gidiyor ama etraftan duyduğum kadarıyla ciddi farklar var. Şahsen kitabı okumadım ama okumuş olsaydım bile bu farklar beni rahatsız etmezdi. Sonuçta 600 sayfalık kitabı 50 dakikalık bölümlerden oluşan bi sezona olduğu gibi yerleştirmek oldukça zor olur. Dizi güzel mi güzel ben ona bakarım.

Game of Thrones yayınlandığı tarihten, yani 17 nisan 2011 tarihinden itibaren takip ediyorum. Düşünün ben o zamanlar 14 yaşında falanım. Herneyse. Şuana kadar bir çok dizi izlemişimdir ama hiçbir diziyi bu kadar uzun süre takip etmemişimdir. Tabii bunun sebebi benim isteksizliğim değil, bunun sebebi hiçbir dizinin başladığı çizgide devam etmemeleriydi. Tamam, kabul ediyorum. İzlediğim bir çok dizi kaliteliydi ama sadece başlarda kaliteliydi. Örneğin The Walking Dead’i ele alalım. İlk bölümlerini izleyenler bilir. Şahsen benim hayranı olduğum bir diziydi. O gizemli atmosferi, karakterleri, senaryosu… Tamamiyle insanlar vs zombiler dizisiydi. O bölümleri izledikten sonra az mı muhabbetini yaptık sağda solda “oğlum zombi baskını olsada şurayı savunsak” falan diye? Çocuk aklı işte ne beklersin. Peki sonra ne oldu? Bölümler ilerledikçe, sezonlar geçtikçe zombiler yavaş yavaş ikinci plana atılmaya başlandı ve en sonunda mafya konulu bi diziye döndü. En fazla 3.sezona kadar geldiğimi biliyorum ama çevremde izleyenlerden ötürü konuyu az çok biliyorum. Şöyle; Bi şerif çıkıyor, bizimkilerin başına bu şerif tarafından kötü olaylar geliyor, şerifi alt etmeye çalışıyorlar, ama şerifimiz “ölümsüz” olduğu için bir kaç sezon böyle devam ediyor. Sanırım sonrasında o şerif gidiyor ve yerine başka bir abimiz geliyor ve konu tekrarlıyor. Zombiler nerede? Vallahi bende bilmiyorum, bana anlatılanlar böyle. Bende başlarda zombiler var diye izliyordum. İşte bir çok dizinin sorunu bu. Başladıkları gibi devam edemiyorlar. Edenler de GoT gibi aradan sıyrılıyorlar.

Şimdi buraya kadar GoT’un popüler olmasının sebebinin ufak bir kısmının aslında diğer dizilerin başarısızlığı olduğunu anladınız. Diğer büyük olan kısım ise Game of Thrones’ın kendi başarısı. İlk bölümüyle brüt 9.3 milyon izleyiciye sahipti. 4.sezon da ise brüt 18,6 milyonluk izleyiciyle en çok izlenen dizi oldu. Peki neydi onu bu kadar izlenebilir kılan?

Yayımlandığı ilk bölümden itibaren her bölümüyle ayrı bir olay yaşatmasıyla ve üstüne “oha falan oldum yani” veya “oğlum bak kesin biri rüya görüyor şimdi uyanacak” gibi şeyler dedirten 1.sezon finaliyle bütün dizi severlerin gönlünü fethetti. Daha sonra aklımızı başımızdan alan, “hadi canıııııım” dedirten ve bölüm bittikten sonra telefon trafiği yaratan diğer finallerden hiç bahsetmiyorum bile. “Peki sadece final bölümlerinde mi olay?” diye sorabilirsiniz ama hayır öyle değil. Yani dürüst olacağım, bir kaç sezon boyunca her bölümüyle sizi bir sonraki bölümü izlemeye davet ediyor. Ama şuan için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Hatta ve hatta 6.sezon’un çok boş geçtiğini bile söyleyebilirim. Tabii bunu yine sezon finaliyle telafi ediyor çakallar. Buraya kadar dizinin ne olduğunu ve ne olmadığını az çok anlatabilmişimdir umarım. Son bir kaç şey söyleyip yazımı sonlandıracağım.

Diziyi dizi yapan bir diğer önemli ama ufak etken de dizinin jeneriği. Size çokta önemli gelmeyebilir belki ama aslında jenerik size dizinin içeriği ve atmosferi hakkında bilgiler verir. Örneğin TwD’nin introsunu duyduğum anda benim içinde bi gerilim duygusu başlıyordu. Bu ilk bölümde olmayabilir belki ama zamanla o müziği duyup, üstüne diziyi izleyip gerildiğimde artık beynim kendimi o melodiyi duyduğum anda gerilmeye ve korkmaya şartlıyordu. Aynı şekilde Game of Thrones’un jeneriğini duyduğumda da zamanla şartlanmaya başladım ve her duyduğumda içimde bir heyecan bir kıpırtı oluşmaya başladı. Şahsen benim için tüm zamanın en iyi dizi jeneriklerinden biriydi. Hatta çok uzun bir süre telefonumda melodisini tuttum ve zaman zaman açıp dinlediğim anlar oluyordu. 7 sene geçmesine rağmen halen dinlemediyseniz sizi dinlemeye davet ediyorum.

Dizinin içeriği hakkında bilgi vermediğimin farkındayım ama neden izlemeniz gerektiğini söyledim en azından. Buraya kadar okuduysanız teşekkür ederim. Sağlıcakla kalın.

Yazarken çalıyordu: Zack Hemsey – See What I’ve Become

Bir Cevap Yazın